Menü Başlangıç

1 ayda İngiliz gibi İngilizce konuşmak ister misiniz?

Vallahi ben de isterim ama maalesef o iş öyle olmuyor. Peki nasıl oluyor? İşte bugün sizlere dilim döndükçe bu işi nasıl başarabileceğinizi anlatmaya çalışacağım. Kısacası size balık vermeyeceğim fakat nasıl balık tutmanız gerektiğini göstereceğim. Adım adım İngilizce öğrenmek için neler yapmanız gerektiğinden ve kaynaklardan bahsedecek ve size kolay bir program çizeceğim.

ing1

Sık sık dile getirdiğim üzere blog sayesinde birçok genç arkadaşla tanışma fırsatı yakaladım. Genelde Berlin ve yurtdışına taşınmayla ilgili birçok soru cevapladım. Bunun yanında en çok sorulan sorulardan bir diğeri de “ben de ayti işine girmek istiyorum ama ne yapmam lazım?” oluyor. “Bu arada bu sorunun geniş cevabını ayti portalına çevirdiğimiz aytimenicir.com’da kısa zamanda yayınlayacağım”. Ve benim klasik cevabım “herşeyi bir kenara bırak ve ilk önce İngilizce öğren” oluyor. Ayrıca bu cevabı kariyer tavsiyesi isteyen tüm genç arkadaşlara da vermeye çalışıyorum. Öncelikle neden bu cevabı verdiğimi biraz açayım.
20 seneye yaklaşan iş yaşantımda edindiğim tecrübeyle farkına vardığım bir durum var. Hangi sektörde hangi seviyede olursa olsun yaptığı ana işle ilgili becerileri hariç tutarsak, İngilizce bilmek kadar insanın kariyerine direk katkı sağlayan ikinci bir ek beceri yok. Peki neden İngilizce? Aslında hepimiz bunun cevabını biliyoruz. İngilizce dünyada en fazla insan tarafından konuşulan dil olmamasına rağmen artık tüm dünyanın ortak payda olarak gördüğü ve bilim dili olarak yerleşen bir dil. Dünyanın neresine giderseniz gidin İngilizce konuşan birine mutlaka rastlarsanız diyemeyeceğim. Fakat dünyanın neresine giderseniz gidin o bölgeye gelecek yabancılara kolaylık sağlamak için yerel dili ikame etmesi için İngilizce kullanılıyordur. Yani diyelim yabancı bir ülkede bir restorana gittiniz. Belki İngilizce konuşan bir garsona rastlayamazsınız fakat yüzde 90 o gittiğiniz restoranın menüsünün İngilizce bir kopyasına ulaşırsınız. Kısacası dünyayla iletişim kurmak istiyorsanız bunun en kolay ve en geniş alanda yapmanızı sağlayacak tek şey İngilizce bilmek. Fakat bu çok soyut bir tanım. Dünyayla iletişim kurmak için mi İngilizce öğreneceğiz? Bu kadar basit mi bize getirecekleri? Bize direk ne gibi faydaları var ve sen neden hep bu cevabı veriyorsun? Bunu maddeler halinde anlatacağım.

ing2

Birazdan sayacağım tüm ek katkılarını bir kenara bırakıp ilk önce İngilizcenin hayatınıza direk bir katkısından bahsetmek istiyorum. İş durumlarını anlatmak için kullanılan hepimizin bildiği “artık ekmek aslanın ağzında” diye bir deyim var. Bu durum özellikle 2017 senesi için daha da belirgin olarak karşımızda. Toplam işsizlik oranı %13’lere, gençler arasında işsizlik oranı %25’lere çıktı. İş sayısı dramatik şekilde azaldı. Bu da iş arayan bir insanın daha fazla adayla karşılaştırılması manasına geliyor. Bir işe alımcının eline inanın her pozisyon için yüzlerce cv geçiyor. Bu adamın bu cvler arasında bir eleme yapması lazım. Şimdi kendinizi iki dakika bu işe alımcı yerine koyun. Bir elinde sizin cvniz diğer elinde sizinle aynı okuldan mezun aynı iş tecrübesine sahip aynı yaşta aynı deneyimde kısacası her şeyi aynı olan bir arkadaşınızın cvsi var. Onun cvsindeki tek fark yabancı dil kısmında iyi seviye İngilizce konuşabildiği de yazıyor. Pozisyonda İngilizce ile ilgili en ufak bir ihtiyaç yok. İngilizce bilgisinin herhangi bir artı özelliği de yok. Buna rağmen siz o işe alımcı yerinde olsanız ve bu iki cvden birini seçmek zorunda kalsanız hangisini seçerdiniz? Bakın işe alımdan bahsetmiyorum. Daha iş alım için görüşülecek maksimum 10 tane adayın belirlenebilmesi için yapılacak elemeden bahsediyorum. İşte insan kaynakçılar J maalesef bu yığın içinde bu tarz eleme sistemleriyle aday ayıklamaya çalışıyorlar. Sizin cvnize ekleyeceğiniz İngilizce bildiğinize dair bir kanıt sizi bu eleme aşamasında birçok adayın önüne çıkartıyor. Bu konuda çok ciddiyim ekstrem bir örnek olsun diye anlattığım bir durum değil. Zaten herkes İngilizce biliyor böyle saçma şey mi olur demeyin. Bana güvenin, Türkiye’de üniversite mezunları arasında bile kendini ifade edebilecek, bir iş görüşmesi yapacak seviyede İngilizce bilgisine sahip insan sayısı çok az. Çok çok az. İngilizce küreselleşme sonucu o kadar ön plandaki bir an herkes tarafından bilindiği halüsinasyonuna kapılıyor ve bu tarz durumlarda kriter olarak kullanılabileceği gerçeğini pas geçiyoruz. Ama kullanılıyor. Size kendi yaşadığım bir örnek vererek bu ilk maddeyi kapatayım. 10 sene kadar önceydi. Bir firmadan ayrılırken yerime gelecek adaylarla da teknik bilgi seviyelerini tartmak için görüşmeleri ben yapıyordum. Verdiğimiz ilana 100 civarı başvuru yapılmıştı. Bunların içinde işe uygun olabilecek 20–30 adayın sadece 5 ya da 6 tanesi İngilizce biliyordu. Bunlarla yaptığımız görüşmede de aslında sadece 2 tanesinin akıcı şekilde konuşabildiğini görmüştük ve onlardan birini işe aldık. Gördüğünüz gibi esas belirleyici etmen İngilizce oldu. Hoş yabancı bir firma olduğu için bu durum elzemdi ama dediğim gibi elzem olmayan durumlarda da çok etkili bir eleme aracı oluyor.
Yine daha önce sürekli bahsettiğim gibi 2017 senesinde artık ben bir konu hakkında bilgi sahibi değilim deme lüksü kalmadı. Basit bir cep telefonu ve internet bağlantısıyla öğrenebileceklerimizin cidden sınırı yok. İnternet denilen deryada her konunun ama her konunun mutlaka uzmanlık seviyesinde kaynağı var. İşte bu eşsiz kaynağa erişim sağlayan anahtar ise İngilizce. Bugün tüm web sitelerinin %52’sinin içeriği İngilizce. İşte bu dili bilmemek “Türkçe dışında başka dil de bilmiyorsanız” internetteki o derya bilginin sadece %1’inden azıyla yetinmek zorundasınız demek. Sadece tek bir dil öğrenerek bu kaynağın %52 gibi bir kısmına erişiminiz olacak. Bu muazzam bir yetenek. Tarihin hiçbir anında hiçbir insan evladı böyle bir veriye erişim imkanına sahip olmadı. Ben sırf şu nedenle bile İngilizce bilmiyor olsaydım hemen kolları sıvar ve öğrenmeye başlardım. Çünkü bu sayede kendinize ve kariyerinize katacaklarınız inanılmaz.
Yetenekli, tecrübeli ve iyi bir kariyere sahip ama Türkiye’deki işsizlik sorunu nedeniyle iş bulamıyorsunuz. Ee o zaman şansınızı başka ülkelerde deneyin. İşte bunun da ilk aşaması İngilizce öğrenmek. İngilizce bilgisi size ülkeniz dışında da yeni iş imkanlarına başvuru yapabilmeyi ve başka bir ülkede çalışma imkanı sağlayacak. Bunun canlı örneği benim. Eğer İngilizce bilmesem bugün Berlin’de çalışıyor olamazdım. Almanya’da bile İngilizce sayesinde iş imkanları karşıma çıktı ve şu anda Berlin’de yaşıyorum. İngilizce size böyle kapılar açıyor.
Nedenlerini bu kadar saydık hala ikna olmadıysanız yazının buradan sonraki kısmına devam etmenize gerek yok çünkü şimdi sizlere adım adım bir plan dahilinde 40 hafta içinde hafta içi her gün sadece 1 saat çalışarak b1 seviyesinde yani derdinizi anlatacak ve ileri seviye olmasa da anlatılanı anlayacak kadar İngilizce öğrenebilmenize yardımcı olacağım. Hem de tek kuruş ödemeden tamamen online kaynaklarla.
Öncelikle bu işe başlamadan kafanızda olduğunu tahmin ettiğim birkaç yanlışı düzeltmek istiyorum.
İngilizce öğrenmek çok zor.
Kesinlikle hayır. İddia ediyorum dünya üzerinde öğrenebileceğiniz en kolay yabancı dil İngilizcedir. İngilizce gramer bakımından en basit yabancı dillerden biridir. Kuralları matematik gibidir. İstisnası azdır. Dilimize o kadar fazla kelimesi girmiştir ki hiç İngilizce bilmeden bile her gün onlarca İngilizce kelime kullanıyorsunuz. 800’e yakında İngilizce kelimeyi aynı şekliyle Türkçede de kullanıyoruz. En fazla bedava kaynağa ulaşabileceğiniz dildir.
Benim yabancı dile yatkınlığım yok daha önce denedim öğrenemedim
Yabancı dile yatkınlık diye bir şey yok. Bu tamamen bir halüsinasyon. Daha önce denemiş ve öğrenememişseniz bu sizin yatkınlığınızla alakalı değil yönteminizle alakalıdır. Bu bahanenin arkasına saklanmayın. 8 yaşında birden fazla dil konuşan çocuklar var. Örneğin Almanya’da doğup büyüyen Türk kökenli ailelerin çocukları Almanca, Türkçe ve okulda 3. bir yabancı dil öğrenip bu 3 dili de konuşuyorlar. Bunlar yatkın oldukları için böyle değiller. Yöntemleri doğru.
Benim dil öğrenmeye zamanım yok
Haftada sadece beş gün günde 1 saat bu işe zaman ayıramayacağınızı iddia ediyorsanız buna kimsenin inanmasını beklemeyin. İşe gidip gelirken serviste, otobüste, metroda geçirdiğiniz saatleri bu iş için kullanabilirsiniz. Her gece yatmadan önce yatağınızda çalışabilirsiniz ya da gününüzün 24 saati de dakikası dakikasına doluysa günde bir saat az uyur gene buna zaman bulabilirsiniz. Zamanım yok kendinize tembellik yapıyorum dememek için uydurduğunuz bir palavra.
Bu işe ayıracağım maddi bir kaynağım yok
Ben bugün sizlere bu işi sadece ucuz yollu internete bağlanabilen bir cep telefonu ya da bilgisayar, internet bağlantısı, boş bir defter-kalem ve 30 TL’lik bir kitapla nasıl yapacağınızı anlatacağım. Kurslara tonlarca para dökmeden de bu işi başarabilirsiniz.
Benim zamanın yok çok hızlı şekilde bu işi öğrenmem lazım
Bu daha önce bir çok değişik araştırmayla kanıtlandı. Dil öğrenme bir anda olan bir şey değil. 1 ay içinde günde 8 saat çalışarak dil öğrenemezsiniz. Dil öğrenmenin en hızlı ve en etkili yolu her gün belirli bir zaman bu işe kafa yorup uzun süre bıkmadan usanmadan devam etmeniz. Yani 2 ay tamamen kapanıp bu işe bakmak yerine 1 sene boyunca her gün 1 saat çalışarak çok daha ileri seviyelere gelebiliyorsunuz.
Ben okuyorum ama konuşamıyorum
Bu da kendimize söylediğimiz en büyük yalan. Eğer okuduğunuzu gerçekten anlıyorsanız konuşursunuz da. Eğer konuşamıyorsanız bunun 2 nedeni var. Birincisi bir şeyler öğrendiniz ama öğrendiğiniz şey dil değil. İkincisi de utangaçlık ve yanlış yapma korkusu. Bunu yenmeden dilde akıcı olmak imkansız. Hata yapmaktan korktuğunuz sürece konuşamayacaksınız. Bunu aklınızın bir köşesine yazın. Bir bebeğin konuşma süreçlerini düşünün. Bir bebek konuşmayı söküp dilde akıcı olana kadar sürekli yanlış konuşuyor değil mi? Siz hiç “ya ben su yerine agu dedim bundan sonra konuşmayacağım çok utanıyorum” diyen bir çocuk gördünüz mü? Arkadaşlar dil yanlış yapılarak öğrenilir. Kimse sizi öğrenme aşamasında bir dilde yanlış cümle kurdunuz diye hapse atmayacak. Kimse sizi bu nedenle ayıplamayacak. Rahat olun ve yanlış da olsa konuşun. Her fırsatta konuşun. Susmayın. Çünkü dil öğrenmenin anahtarı burada.

ing3.png

Ben bu yazıya bir seneden fazla süredir hazırlanıyorum. Aslında bu yazıyı yazmamı sağlayan kendi Almanca öğrenme maceram sırasında öğrendiklerim. Ben de malum Almanya’ya taşındıktan sonra Almanca öğrenmek için uzun süre uğraş verdim ve hala veriyorum. Öncelikle kursa gittim kafa patlattım vs. ama bir süre sonra tıkandım ilerleyemedim. Kafamdakiler bir şekilde oturmadı ve konuşamadım. Bir şeylerin yanlış olduğunu gördüm ve dil öğrenmenin nasıl olması gerektiği ile ilgili araştırmalar yaptım. Bu araştırmalar sonucunda kendime bir yöntem belirledim ve o yöntemi izlemeye başladıktan sonra 8 aylık kursta öğrendiğimden 1 ayda daha fazla yok kat ettim ve hala devam ediyorum. İşte bu öğrendiklerimi İngilizce öğrenme adına düzenlemek için de uzun zamandır çalışıyorum ve bugün itibariyle de blog yazısını yazabildim. Bu aslında bir yöntem de değil ben sizlere sadece öğrendiğim kadarıyla bu işi düzgün nasıl yapabileceğinizi göstereceğim.
Toplamda 40 haftalık bir program çiziyorum. Bunu anlattığım şekilde takip ederseniz 40 hafta sonunda B1 üstü dil bilgisine sahip olacağınıza garanti veriyorum. Ama mutlaka ama mutlaka hafta içi istisnasız her gün günde 1 saat çalışacaksınız. Geçelim adımlara ama öncelikle sizlerden yapmanızı istediğim ilk ve tek harcama var bunu halledelim. İnternetten tanıdığım Özer Kiraz diye müthiş bir adam var. İngilizce öğretmeni. Çok yararlı bir iş yapıyor. İngilizce öğrenebilmeniz için müthiş Youtube videoları hazırlıyor. Tek kelimeyle yaptığı işe hayranım. İşte bu Özer beyin Çeviriyle Öğren adında bir kitabı var. 30 lira. Bu kitabı mutlaka alın ve elinizin altında bulunsun çünkü bunu kullanacağız. http://www.turengkitap.com/ şu adresten temin edebilirsiniz.

ing4.png

İlk 20 hafta
1: Dil öğrenmek benim kafamın aldığı şekliyle iki kısımdan oluşuyor. Bir kısmı gramerken diğer kısmı kelime öğrenme. Biz bu ikisini de bir arada öğreneceğiz ama kelime öğrenmeye daha fazla ağırlık vereceğiz. Ders programımızın ilk 20 haftalık kısmında dersi otuzar dakikalık iki ayrı seansa böleceğiz. İlk seansımız dil bilgisi. Bunun için Özer hocanın Youtube kanalından faydalanacağız. https://www.youtube.com/playlist?list=PLp9-shPIqO8NRblTp8DzFdN66iv3IO4a6 her gün bu kanala girerek sırasıyla tek tek tüm videoları izleyeceğiz. Toplam 100 video var ve bizim de 100 günümüz var. Her gün önce bu siteden bir adet video izleyelim. Fakat yanımızda mutlaka bir adet defter bulunsun ve not alalım. Daha sonrasında da yine Özer hocanın kitabından ilgili konuyla ilgili alıştırmaları yapalım. Ben bunu bir süre takip ettim ve takriben her video için 30–35 dakikalık sürenin yeterli olduğunu gördüm. Birinci işimiz bu.
2: Dil öğrenmenin esas anahtar noktası ise kelime dağarcığını geliştirebilmekte yatıyor. Bunun içinde uzun zamandır bir dosya üzerinde çalışıyorum. Uzunca süre araştırdıktan sonra İngilizce içerisinde gündelik hayatta en çok kullanılan 2000 kelimeyi derledim. Bunun yanında Voice of America diye bir yayın keşfettim. Voice of America dil öğrenenler için özel bir haber sitesi tasarlamış. 1500 adet kelime belirlemişler ve 1970 senesinden bugüne sadece bu 1500 kelimeyi kullanarak haber yapıyorlar. http://learningenglish.voanews.com/ site bu ama buna ikinci 20 haftada döneceğiz. İşte bu 1500 kelimeyi de aldım. Sonrasında bu iki listedeki çakışanları temizledim. Üstüne İngilizcede en çok kullanılan edat ve bağlaçları da ekledim. Ve son olarak 1000 adet de ileri seviye kelime tespit ederek 4000 kelimelik bir sözlük hazırladım. Sözlük içerisinde kelimenin anlamının yanı sıra, kelimenin İngilizce sözlükteki anlamıyla birlikte bir adet de cümle içinde kullanım örneği bulunuyor. Ve son olarak telaffuzunun nasıl olduğunu da öğrenmeniz için link ekledim. https://1drv.ms/f/s!AtodP47rkq-ZhfE_1nD2e858mkrmOA adresinden excel dosyası şeklinde indirebilirsiniz. İlk 20 haftada bu excel dosyasının en sol kolonunda VOA yazanları filtreleyin. 1500 kelimelik bir veri tabanımız olacak. Buna odaklanacağız.
Sizlerden ikinci istediğim her gün yatmadan önce “ki başka zamanda da yapabilirsiniz ama okuduğum bir araştırmaya göre bunun en verimli kelime öğrenme zamanı olduğu tespit edilmiş” bu listeden 15 adet kelime seçerek o kelimeleri ezberlemeniz. Ezberlemek içinde şu yöntemi kullanırsanız çok işi yarıyor. Öncelikle kelimenin Türkçe anlamına bakın. Daha sonra bir süre bu anlamın size görsel olarak ne çağrıştırdığını düşünün. Mesela kelimemiz deniz olsun. Benim deniz dendiğinde aklıma Üsküdar-Beşiktaş vapurundayken dışarısını izlediğim manzara geliyor. Daha sonra bunun İngilizce karşılığı olan Sea kelimesini o manzaranın üstünde hayal ediyor ve kafamda görsel imgeyle kelimeyi bağlamaya çalışıyorum. Yani deniz dendiğinde o manzara aklıma geliyor, o manzara aklıma gelince de sea yazısını görüyorum. Bu tarz eşleşmeler yaparak kelime ezberlemenin ne kadar etkili olduğunu sizlerde göreceksiniz. Deneyim derim.
3: Geldik diğer önemli bir kaynak olan Duolingo’ya. Duolingo gündelik hayatta kullandığımız kalıpları sık sık tekrarlatarak kafaya sokmaya yarayan süper bir sistem. Tamamen ücretsiz. www.duolingo.com sitesine üye olarak ücretsiz şekilde toplam 55 adet farklı İngilizce alıştırmasına ulaşabiliyorsunuz. Hemen bu siteye kayıt olalım ve her gün kelime ezberinden sonra “ya da başka bir saatte siz bilirsiniz” 15–20 dakika kadar bu bölümleri sırasıyla bitirmeye çalışalım. Her bölüm ortalama 4–6 ders içeriyor. Her gün 3 ders alırsanız yaklaşık 15 dakika içerisinde bitiyor. Bunu da listeye ekleyelim.
İşte ilk 20 haftalık programımız böyle. Özetlersek, her gün;
1 bölüm Özer Kiraz Youtube kanalından video izle
İzlerken konuyu not al
Konunun kitaptan alıştırmasını yap
Uyumadan önce yatakta excel dosyasını “ya da çıktısını” aç. VOA kelimelerinden 15 tane seç ve 15 kelimeyi kafanda imgeler oluşturarak ezberle.
Duolingo sitesinde 3 ders bitir.
Böylece 5 ayın sonunda gramer bakımından temellerin tamamını öğrenmiş, 1500 çok sık kullanılan kelimeyi ezberlemiş ve gündelik hayatta karşımıza çıkabilecek tüm temel kalıpları görmüş olacağız.
Şimdi gelelim ikinci 20 haftalık kısıma
1: İkinci 20 haftalık kısımda da kelime dağarcığımızı geliştirmeye ara vermeden devam ediyoruz. İlk 20 haftada VOA kelimelerini bitirdik. Şimdi yine aynı excel dosyasında Voa ve Zor olmayan kelimelerle devam edelim. Yine günlük 15 kelime ezberlemeye devam ediyoruz.
2: Günün ikinci egzersizi http://learningenglish.voanews.com/z/4729 adresinde bulunan videoları sırasıyla izlemek olacak. Her gün 1 bölüm video izleyecek ve video içerisindeki konuşma alıştırmalarını anlık olarak yapacağız.
3: İlk iki madde her gün yapmamız gereken alıştırmaları içeriyor ve toplam 30 dakikalık bir süre gerektiriyor. Her gün 30 dakikamızı bunlara ayıracağız. Bu maddeden itibaren düzenimizi biraz değiştiriyor ve kalan 30 dakikayı her gün farklı değerlendiriyoruz.
Pazartesi: Her Pazartesi http://learningenglish.voanews.com/ adresinde yayınlanan America ve Dünya gündemiyle ilgili haberleri 30 dakika boyunca okuyoruz.
Salı: https://www.tandem.net/ adresinden erişebileceğiniz Tandem isimli süper bir uygulama var. Bu uygulama dil öğrenmek isteyen insanların pratik yapmak için arkadaş bulmalarını sağlıyor. Bu uygulamaya üye olarak kendinize pratik yapacak arkadaşlar bularak her Salı 30 dakika İngilizce konuşma egzersizleri yapın. Tandem dışında Duolingo uygulamasında Kulüpler denilen yeni bir özellik geldi. Dil öğrenme kulüplerinde yeni insanlarla tanışarak bu insanlarla egzersiz yapmak için sözleşebilirsiniz. Ben size iki yöntem söyledim ama daha fazlasını bulmak sizin hayal gücünüze kalmış. Yeter ki her Salı 30 dakika boyunca İngilizce konuşacak birilerini bulun.
Çarşamba: Çarşambalarımız yazma günü. http://www.eslgold.com/writing/topics.html adresinde bulunan konulardan bir tanesini seçerek o konu hakkında 30 dakika boyunca bir makale yazın. Eğer yazma konuları tükenirse o hafta neler yaptığınızı ve gelecek hafta neler yapmayı planladığınızı günlük şeklinde yazın.
Perşembe: Perşembelerimiz gramer günlerimiz. https://www.youtube.com/watch?v=B5hDy53iGNA&list=PLcetZ6gSk96_zHuVg6Ecy2F7j4Aq4valQ adresinden BBC’nin 6 dakikalık gramer videolarını izleyecek, aynı konuda Özer hocanın videoları sırasında aldığımız notlara göz gezdirecek ve kalan sürede de kitaptan ilgili alıştırmaları çözmeye devam edeceğiz.
Cuma: Öncelikle şu adresten https://1drv.ms/b/s!AtodP47rkq-Zhe51WAp9IA8VzAdJCA Say it better in English pdf dosyasını indirelim. Her Cuma günü 30 dakika boyunca buradaki diyalogları sesli şekilde okuyarak bir bölüm bitirelim ve her bölüm sonunda bulunan bulmacayı çözelim.
İşte ikinci 20 haftalık programımız böyle. Özetlersek, her gün;
Uyumadan önce yatakta excel dosyasını “ya da çıktısını” aç. 15 tane kelime seç ve 15 kelimeyi kafanda imgeler oluşturarak ezberle.
Her gün http://learningenglish.voanews.com/z/4729 adresinden 1 bölüm video izle ve video içerisindeki konuşma alıştırmalarını anlık olarak yap.
Kalan 30 dakikalar için her gün farklı bir programı takip et;
Pazartesi: http://learningenglish.voanews.com/ adresinde yayınlanan America ve Dünya gündemiyle ilgili haberleri 30 dakika boyunca oku.
Salı: Bir eş bul ve 30 dakika boyunca konuşma egzersizi yap. Konu olarak ikinizin de ortak ilgi alanı olacak bir konu seçersen sıkıcı olmayacaktır. Hata yapmaktan korkma. Kendini zorla
Çarşamba: O hafta başından geçenler ya da gelecek hafta planlarınla ilgili ya da http://www.eslgold.com/writing/topics.html adresinden seçtiğin bir konuyla ilgili makale yaz.
Perşembe: https://www.youtube.com/watch?v=B5hDy53iGNA&list=PLcetZ6gSk96_zHuVg6Ecy2F7j4Aq4valQ adresinden BBC gramer videoları izle ve konuyla ilgili daha önceden aldığın notları okuyup kalan zamanda da kitaptan alıştırma yap.
Cuma: Say it better in English kitabındaki diyalogları kendi kendine sesli olarak canlandır ve bölüm sonunda bulunan bulmacayı çöz.
Böylece toplam 40 hafta sonunda B1 seviyesinin üstünde İngilizce bilgisine erişeceksiniz. Yazıyı kapatmadan önce son bir konuya daha değinmek istiyorum. Arkadaşlar süper İngilizce konuştuğunu iddia eden bir insan değilim. İngilizce öğretmeni değilim. Dil öğretme konusunda bir profesyonelliğim yok. Sadece kendi maceramdan öğrendiklerimle uyarladığım bir sistem ortaya koyuyorum. Bunu yapmaktaki nedenim de bugün sizlere verdiğim bilgilerin tamamı internet üzerinden erişilebilecek kaynaklar olsa da bunları bir araya toplayıp bir program halinde sunmak farklı bir olay. Bir çok insan sırf böyle hazır reçeteler, takip edilecek programlar olmadığı için bu işe başlayamıyorlar. Nereden başlayacağını bilememek öğrenme konusunda en büyük engellerden bir tanesi. Benim tek amacım bu engeli ortadan kaldıracak adım adım bir program sunmak. Lütfen bunu göz önünde bulundurun. Ve son olarak sizlerden 2 şey rica edeceğim. Eğer bu yazıyı okuyarak bir öğrenme macerasına başladıysanız lütfen bunu yorum kısmına bir yorum bırakarak belirtiniz. Daha sonra da düzenli olarak takip edip aldığınız sonuçları da duymak isterim. Ve son olarak bu yazının yararlı olabileceğini düşündüğünüz insanlar varsa yazıyı onlara gönderip aşağıda göreceğiniz sosyal medya bağlantılarıyla daha çok kişiye ulaşmasını sağlarsanız çok sevinirim. Sağlıcakla kalın.

Kategoriler:Genel

Tagged as:

Özgür ÖZTÜRK

Fani bir aytimenicir. Berlin'den bildiriyor, sizleri bilgiye boğmadığı zamanlarda bir şeyleri kapatıp açarak çalışmasını sağlıyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: