Menü Başlangıç

Yurt dışında iş bulma

Dün “Neden?’ Sorusuna bir cevap verdiğime göre bugün “Nasıl?” Sorusunun cevabıyla devam edebilirim ama öncesinde iki konunun altını çizmek istiyorum. Birincisi bu anlatacaklarım tamamen benim maceramla alakalı o nedenle yurtdışına taşınmak isteyenlere bir yol göstermeden daha ziyade benim maceram nasıldı onu anlatıyor. Dolayısıyla durum size uygun olmayabilir. Ama tabikide bir çok ek bilgiden bahsedeceğim. Bu gözle bakmanızı tavsiye ederim. İkinci konu ise anlatacaklarımın Almanya daha da spesifik olarak Berlin’le alakalı olması. Bunu da göz önüne almanızı tavsiye ederim.
Gelelim nasıl olduya. Öncelikle gitme kararını geçtiğimiz sene ağustos sonu gibi kesinleştirdik. Ve şöyle bir yol haritası çizdik. Eşim Alman vatandaşı olduğu için onun gitmesinin daha kolay olacağını düşündük ve iş arayışına girdik. Plan önce o iş bulacak, gidecek ve sonrasında da 6 ay içerisinde ben iş bulup geleceğim ya da iş bulmasam da altı ayın sonunda bende gideceğim ve arayışa orada devam edeceğim. Eşim doğma büyüme Berlin’li sayılır, üniversiteden de oradan mezun olduğu ve güzel bir kariyer sahibi olduğundan iş bulması uzun sürmedi. 15. Ekim’de Berlin’de yeni işine başladı. Eşimin ailesi de orada olduğundan kalacak yer v.b. sıkıntılarımız olmadı. Paralelde ise benim maceram başladı ve işler burada karmaşıklaştı. Almanya’ya taşınabilmek ve orada yaşamak için doğal olarak bir vizeye ihtiyacım vardı. Bunu alabilmenin ise genelde 2 yolu var (benim durumum için). Bu yollardan bir tanesi aile birleşimi, yani orada yaşıyan eşin yanına gitmek için (yani aileni yeniden birleştirmek için) vize başvurusunda bulunmak, diğeri ise Almanya’da (ya da Eu içerisindeki herhangi bir ülkede) çalışmak için mavi kart vizesine başvurmak. Biz aile birleşimi yönetimini seçtik ve o yolda ilerledik (mavi kartı da detaylıca anlatacağım)

bavyera

Aile birleşimi için 3 şartı yerine getirmemiz gerekiyordu. Bunlardan ilki A1 seviyesinde Almanca öğrenmiş olmak ve bunu sınavla kanıtlamak, ikincisi eşim veya benim en az asgari oranda hayatımızı idame ettirebilecek kadar para kazanıyor olmamız (kira v.b. temel masraflar çıkıldığında kişi başına 300€ civarı) ve üçüncüsü ise gidecek kişinin ortak kullanım alanları (mutfak, banyo v.b.) çıkartıldıktan sonra 13m2 kişisel barınma alanına sahip olması, kısacası eşimin orada bir ev kiralamış olması, ya da kaldığı yerde (aile yanı, ortak ev v.b.) bana da 13m2 civarı bir alan bulunması (şöyle düşünün, misal eşim, annesi ve babası 80 metre kare bir evde kalıyorlar ve ortak kullanım alanlarının toplamı 30 m2. dolayısıyla bende oraya gidersem 80–30=50 50/4 kişi=12.5 m2 kişi başına alan kalıyor).

aile

Sırasıyla bu üç şartı yerine getirmek için çalışmaya başladık. Öncelikle sertifika olayını halletmem gerekiyordu. Bu nedenle bu sınavı yapmaya yetkili kurumlardan biri olan Goethe Enstitusu İstanbul şubesi ile irtibata geçtim http://www.goethe.de/ins/tr/tr/ist/lrn/20386231.html . Amacım hem kurs almak hemde sınava girmekti. Fakat aynı zaman iş dolayısıyla sadece akşam kurslarına uygundum, fakat Goethe’de akşam kursları doluydu ki zaten en kısa kurs 3 ay kadar sürüyordu ve benim buna vaktim yoktu. Kendim çalışarak bu sınavı geçebileceğimi düşünerek 1 buçuk ay sonraya sınav tarihi aldım. 17 Aralık, yanlış hatırlamıyorsam. Ondan tam bir hafta sonrasına da vize randevusu aldım. Araya bir tampon bırakmadım ki bu bende baskı yaratsın be mutlaka sınavı geçmeye odaklanayım. Ve kendime bir program yaptım. Hafta içi akşam birer saat hafta sonları da günde 4 saat ders çalışacak şekilde bir planla çalışmaya başladım. Çalışma düzenim de şu şekilde oldu. 3 ana kaynaktan yararlandım. Birincisi https://www.youtube.com/watch?v=le0KSnCAnRE&list=PLUHDteB5yhRh4NAotvIqOQQBctyCgEblJ adresinden tüm listeye ulaşabileceğiniz 38 derslik video anlatımı. Bulabildiğim en iyi kaynak bu oldu. Belgin ablamız tane tane konuları anlatıyor ama maalesef video 2000’lerin başından kalma ve o zaman moda olana her video’nun arkasına iğrenç bir müzik koyma hastalığından bu seri de nasipleniyor. İkinci kaynak https://www.duolingo.com/ oldu ve üçüncü kaynak olarak https://www.busuu.com dan yararlandım. Önce bir bölüm video izledim (paralelde not alarak yapın akılda kalmasını sağlıyor) daha sonra bir bölüm Duolingo’dan bir bölüm Busuu’dan ilerledim. Böylece video ile konuyu öğrenmiş, Duolingo ile kelime tekrarı yapıp pekiştirmiş, Busuu ile de cümle kalıplarını tekrar yapmış oldum. Böyla böyle 40 gün çalışarak sınavı halletim. (ayıptır söylemesi 95 aldım eheheheh) Bu arada sınav 4 bölümden oluşuyor okuma, yazma, dinleme ve konuşma. Giriş seviye Almanca bilgisini kanıtlamaya yönelik zor olmayan bir sınav. Daha sonra sınav hakkında daha detaylı bir yazı yazacağım.
Böylece sertifika konusunu halletmiş olduk. Bu benim başvuru yapabilmem için gerekli belgeyi sağladı. Eşimde çalıştığı için finanasal yeterliliğimizde vardı fakat ev konusunda sıkıntımız oldu. Bir süre ev bulamadık (Berlin’deki en büyük sıkıntılardan bir tanesi barınma, kiralık ev çok fazla yok) ama sonunda bu sorunu da halletik. Dolayısıyla üç şartı da yerine getirmiş oldum. Vize randevu tarihinde http://www.istanbul.diplo.de/contentblob/170148/Daten/1527648/FZ_Eheschliessung.pdf şu adresde yazan belgeleri tamamlamış olarak başvurumu yaptım ve bekleme sürecine geçtik. Bundan sonraki sürecin şu şekilde işlemesi gerekiyordu. Benim buradan belgeleri konsolosluk Berlin yabancılar polisine gönderiyor, yabancılar polisi dosya oluşturuyor, eşimi çağırıyorlar, eşimden maaş bordrosunu, ev kira sözleşmesini istiyorlar ve gerek görürlerse ikimizi de aynı günde birimizi İstanbul’da konsolosluğa birimizi Berlin’de yabancılar polisine çağırıp aynı anda çapraz sorgulama yapıyorlar (evliliğimiz sahte mi değil mi onu anlamak için. Acaba ben oraya gelmek için sahte evlilik mi yaptım gibi). Bize bunlardan hiç biri olmadı. Eşimi yabancılar polisine çağırmadılar, ya da çapraz sorgu için davet edilmedik. Ben vize randevusundan hemen öncesinde bir iş bularak sözleşme imzalamıştım, bu sözleşmeyi de vize başvurusuna eklemiştim. Sanırım bu nedenle gerek görmediler sorgulamaya. Ben bu arada 15 şubat’ta iş başı yapacağımdan dolayı 9 Şubat tarihine bilet almıştık çoktan ve şansıma (ki bazen vizenin çıkması 90 günü bulabiliyor) tam 6 Şubat cuma günü vizem geldi. Sonrasında neler yaptığıma üçüncü yazıda devam edeceğim. Şimdi buradan mavi kart mevzusuna geçelim.

bluecard

Dediğim gibi bir diğer yöntem de mavi kart ile gelebilmek. Mavi Kart avrupa birliğinin Avrupa dışında yüksek eğitim görmüş kişilerin Avrupa’ya göçmesini sağlamak adına yarattığı bir vize şekli. Tüm detaylara http://www.apply.eu/tr/ şu adresten ulaşabiliyorsunuz. Özetlersem 2 şartı yerine getirmeniz gerekiyor, birincisi ISCED 1997, 5a ve 6 seviyeleri (http://en.wikipedia.org/wiki/International_Standard_Classification_of_Education#ISCED_1997_levels_of_education) bir Üniversite diplomanız olacak (yanlış bilmiyorsam Türkiye’deki 4 yıllık tüm bölümler bu şartı kapsıyor ama emin olmak için yukarıdaki adresten sorabilirsiniz). İkinci şart ise gideceğiniz ülkede senelik en az 3800€ maaşlı bir işe kabul edilmiş olmanız. Yani iş bulmanız. Bu arada 38000€ brüt ve burası için yüksek bir meblağ değil. Yeni işe başlayan tecrübesiz yeni mezun bir bankacı tanıdığım 37000€ brüt ile işe başladı. Bu şekilde kıyaslama yapabilirsiniz. Ne dedik, iki şey lazım diploma ve iş. Kısacası iş. Bu konuda size Almanya ve Ayti sektörü özelinde bazı tavsiyelerde bulunabilirim.
Almanya bu dönemde en parlak Avrupa ülkesi konumunda. Dolayısıyla bir cazibe merkezi. 2 nedenden dolayı da Ayti sektöründe iş bulma şansı oldukça yüksek. Birinci neden Almanya üretim toplumundan bilgi toplumuna dönüşmek için gerekli adımları atmak istiyor ve bu konuda yatırım yapıyor, dolayısıyla bir istihdam oluşuyor. İkinci neden olarak, bu dönüşümü sağlayacak yetişmiş iş gücü yeterli sayıda olmadığından buna fazlasıyla ihtiyaç duyuyor. İşte bu nedenlerle özellikle ayti alanında iş imkanları oldukça fazla. Ama bu demek değilki başka alanlarda iş imkanı yok. Hemen hemen her alanda kendini geliştirmiş bilgi sahibi, deneyimli insanın iş bulma imkanı oldukça fazla. Özellikle belirli bir alanda derinlemesine kendini geliştirmiş, bunun yanında da ek alanlarda da bilgi sahibi insanlar kesinlikle şanslı. Size önerebileceğim şeyleri maddelendirmeden önce bir konunun altını çizmek istiyorum. Almanya özelinde sadece İngilizce bilginiz ile iş bulmak imkansız değil. Bunun en canlı örneği benim. Almanca konuşabilen bir insan değilim. Almanca ile alakam sadece yukarıda bahsettiğim S1 sınavını geçmek için yaptığım 40 günlük çalışma ile sınırlı idi.(tabiki burada Almanca kursuna başladım şu anda). Tüm iş görüşmelerimi İngilizce yaptım. Sadece İngilizce dil bilgisi ile 3 teklif aldım. Kısacası Almanca buraya gelmek için şart değil. Ama en az şimdiki işim kadar güzel bir kaç pozisyondan da Almancam olmadığı için red aldım. İlk başta ok dediler, sonra vazgeçtiler. Bir çok yerde başvuruma daha görüşmeden Almanca bilmediğiniz için sizinle devam edemeyiz diye red döndüler. Yani Almanca bilmiyorsunuz diye (iyi seviye İngilizce konuşabildiğinizi varsayarak) burada iş bulamazsınız diye bir kaide yok. Özellikle Berlin dünyanın belkide en multi kültürel şehirlerinden bir tanesi. Ve buradaki ayti sektörü de o şekilde. Ama yine de benim gibi bir aceleniz yok ise size tavsiyem ilk önce Almanca öğrenmeniz olacaktır ve inanıyorum ki 9–10 gibi bir sürede mülakat yapacak seviyede Almanca öğrenmek imkansız değil. Dil öğrenme konusunda iki tane Ted konuşması paylaşmak istiyorum. Umarım sizlere de cesaret verir https://www.youtube.com/watch?v=d0yGdNEWdn0 ve https://www.youtube.com/watch?v=0x2_kWRB8-A Dil konusunu geçerek iş arama sürecine girelim.
Ben şu yolu izleyerek bir çok iş görüşmesi şansı yakaladım. Sizlere de bunları tavsiye edebilirim. Öncelikle eğer imkanınız var ise gitmek istediğiniz ülkeye schengen vizesi başvurusunda bulunun ve ziyaret edin. Ziyaret kısmı önemli olmasa da schengen vizesi sahibi olmanız size iş görüşmesi sırasında yarar sağlayacak. Firmalar görüşmeleri Skype üzerinden yapsalarda son görüşme ve teklif için, bazende ikinci görüşme için yüz yüze gelmek isteyebiliyorlar. Schengen vizesi de 3 günde çıkan birşey olmadığı için böyle bir şans geldiğinde adama ben en erken bir ay sonra gelebilirim demeniz hoş olmayacaktır. Hoş ben dedim adamda tamam dedi ama ahsjkhsjkhs siz gene de schengen vizesi işini halledin. Şu anda bir ay sonrasında 120€’a Avrupa’da bir çok şehre gidiş dönüş uçak bileti alabiliyorsunuz. Göz önünde bulundurun derim. 3–6 aylık bir schengen’i cebe koyduktan sonra eğer yok ise bir adet linkedin hesabı yaratın. Daha sonra da bunun Almanya’da popüler olanı Xing.com hesabı yaratın ve profilinizi oldukça detaylı şekilde doldurun. Ve mutlaka güzel bir Cv hazırlayın. Cv’nizi paylaşırsanız elimden geldikçe yorum yapmaya çalışırım. Daha sonrada bir adet ön yazı şablonuz olsun. Ön yazı en az Cv kadar önemli. Bunu unutmayın. Misal benim ön yazım şuna benziyordu;
Dear Sir or Madam,
I am interested in the position advertised on Linkedin. My resume has been sent for your review.
Due to (şu nedenden bu nedenden şu özeliğimden dolayı bu özelliğimden dolayı), it seems that i am perfect match for this position.
My wife is German citizen and we are planning to relocate to Berlin. She found a job and already moved. So I am looking for job opportunities.
I am still working as blablabla Expert at BilmemneCompany (Turkey-Istanbul). Before Bilmemne Company I was working as It Manager at Bilmemneeskicompany.
8 months ago I completed Pmp course in Istanbul and I am planning to take certificate until the end of 2014.
I just started to learn German. I am still studying German by myself and planning to start a course when i will be there.
Given my related experience and excellent capabilities I would appreciate your consideration for this job opening.
Best Regards
Ayti Menicir

cv

Bu ön yazı formatına mutlaka dikkat edin. Almanlar bu tarz şeylere çok önem veriyorlar. Mutlaka selamlama olsun, yukarıdakinden ne uzun ne kısa tutun ve sonunda da mutlaka Best Regards v.b. sing off ve isminiz olsun. Ön yazıda da şu bilgiler olsun. Öncelikle pozisyonu nereden gördünüz ve başvuruyorsun, daha sonra bu pozisyona sizin uygun olduğunuzu düşünmenizin nedeni nedir? Bununla giriş yapıp o şehre ne zaman ve neden gelmek istediğinizi ekleyin. Bu kısım önemli. Şirkete iş bulursam gelmek istiyorum yani size muhtacım havası vermeyin. Mottomuz şu tarihte oraya taşınmayı planlıyorum o nedenle iş arıyorum. Yani siz bana iş verirseniz oraya geleceğim olayından uzak durun. Bundan sonra çok özet şekilde mevcut ve eski işlerinizden bahsedip, firmanın önemli görebileceği bir kaç ek detay verin. Yabancı dil bilgilerinizi ve Almanca öğrenme istediğinizi de ekleyerek ön yazıyı kapatın.
Elimizde güzel bir cv ve güzel bir ön yazı var. Sıra geldi iş başvurularında. 5 tane kaynak önereceğim. İlk ikisinden zaten bahsettim. Linkedin ve Xing. İki sosyal ağında Jobs kısmından gitmek istediğiniz şehre ve istediğiniz pozisyona göre arama yaparak başvurularda bulunun. İki sosyal ağda da aylık 10$ civarı bir ücretle premium hesaba geçiş yapmanız da sizi başvurularda ön tarafa atacaktır. Bunun dışında http://www.indeed.com iş arama motorunda şehir ve pozisyon seçerek arama yapabiliyorsunuz. Indeed bir iş arama motoru. Google’ın iş pozisyonlarına özelleşmiş versiyonu gibi düşünebilirsiniz. Böylece bir çok siteden tek tek arama yapmak yerine indeed üzerinden tüm sistemleri tarayabilirsiniz. 4. kaynak ise taleo. Daha doğrusu taleo sistemi. Taleo genelde büyük firmaların kullandığı insan kaynakları yönetimi yazılımı. Firmalar aday veritabanlarını bu sistem üzerinden yönetiyorlar. Hedeflediğiniz büyük bir firma var ise, örneğin Unilever, Google’ı açıp Unilever Taleo diye aratarak var ise o firmanın Taleo sayfasına ulaşabilirsiniz. Bu kısım büyük firmalara ulaşmak açısından önemli. Eğer firmanın Taleo ya da başka bir sistem farketmez kendi IK sistemi var ise başvurularınızı bunun üzerinden yapın. Her zaman insan kaynaklarının ilk ulaştığı yer burası olacaktır. Son olarak Berlin ve ayti sektörü üzerine bir sayfa önereceğim. Berlin şu anda tam bir startup cenneti. Bir çok startup kuruldu ve kurulmaya devam ediyor. Ve startuplar için genelde işinde iyi yabancı çalışan büyük bir sıkıntı değil. http://berlinstartupjobs.com/ şu site üzerinden bu tarz işlere de bakabilirsiniz. Çok canlı bir örnek olarak geçtiğimiz günlerde Yemeksepeti’ni rekor bir fiyata alan Delivery Hero 2011 yılında Berlin’de kurulan bir startup.
İşte bu ortamlardan elimizdeki cv ve ön yazıyı kullanarak işimizi buluyor, mail ya da sistem yoluyla başvuruyor ve bekliyoruz. Sonraki aşama iş görüşmesi. Genelde firmalar skype üzerinden görüşme yapmaya sıcak bakıyorlar. Bu ilk görüşmede çalışma vizeniz olmadığından ama sözleşme imzaladığınız zaman mavi kart dolayısıyla çok kolay şekilde vize alabileceğinizden bahsedin. Bazı ik çalışanları ya da görüşmeyi yapan adamlar mavi kartı bilmeyebiliyorlar. O nedenle vize işinin sorun olmayacağını onlara hissettirin. Bir başka önemli nokta da iş görüşmesinde cidden rahat olun ve ne istediğini bilen bir profesyonel gibi davranın. Neden ülke değiştiriyorsun sorusuna ise ülkeden sıkıldım, ülke kötü v.b. kaçma havası yaratacak cevaplar vermeyin. Şansımı orada denemek istiyorum, bu pozisyon gerçekten ilgimi çekti böyle bir pozisyonda çalışmak isterim gibi profesyonel yaklaşın.
Size verebileceğim bazı tavsiyeler bunlar. Eğer bir sözleşme imzalarsan sonrasında ne yapılacağını anlatan daha teknik bir yazıya da http://sayilarvekuramlar.blogspot.com.tr/2012/03/almanyada-calisma-vizesi.html?m=1 şuradan ulaşabilirsiniz. Bende benzer bir yazı hazırlayacağım daha sonra. Son olarak ta maaş durumundan bahsedeyim. Bu maaş olayı her şehire ve her ülkeye göre değişiklik gösteriyor. Ve tabiki de yaptığınız işe göre de değişiyor. Ben Berlin özelinde bir örnek vermek istiyorum. Bunu baz olarak kullanabilirsiniz. Berlin’de çalışan bir software developer bilgisine ve kıdemine göre senelik 44k € ile 65k € arasında bir ücret kazanıyor. (Bu arada ücretler sürekli brüt ve senelik olarak konuşulacak buna hazırlıklı olun. Aylık maaş hiç bir görüşmede geçmeyecek ve hep brüt konuşulacak.) Kıdemli bir developer’ı ele alalım. 55K üzerinden bir sözleşme imzaladı. Bu senelik brüt rakam. Peki bu amcanın eline aylık ne kadar geçecek. İşte bu kısım biraz çetrefilli. Brütten nete hesap yapabilmek için bir kaç şey kriter bilmek lazım. Öncelikle evli ve eşi burada çalışıyor mu? Çocuk var mı? Hangi eyalette iş başı yapacak? Bu ve benzeri sorular sayesinde kişinin vergi kategorisini tespit ediyoruz. Örneğin Berlin’e taşınacak bekar bir mühendisi ele alalım. O zaman kategorisi I olacak. http://www.parmentier.de/steuer/steuer.htm?wagetax.htm şu adres üzerinden gerekli değerleri girerek eline net ne kadar geçecek bulabiliriz. Bekar, hristiyan olmayan (kilise vergisi ödemeyecek), çocuk sahibi olmayan ve brüt 55k € sözleşmesi olan bir mühendisin eline vergiler, sağlık sigortası, emeklilik v.b. düşüldükten sonra aylık olarak net 2690€ para geçecek. Bu para Türk parasında neye tekabül ediyor (yani euro tl paritesi değil gerçek hayatta alım gücü olarak neye tekabül ediyor) konusuna üçüncü yazıda anlatacağım. Şimdilik bu kadar üçüncü yazıda buradaki hayat nasıl, Türkiye ile farklar neler konusunu anlatarak devam edeceğim.

Kategoriler:Genel

Tagged as:

Özgür ÖZTÜRK

Fani bir aytimenicir. Berlin'den bildiriyor, sizleri bilgiye boğmadığı zamanlarda bir şeyleri kapatıp açarak çalışmasını sağlıyor.

1 reply

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: